MAKK 6. Blog Tur - Yorum + Çekiliş

'Harf harf seni kalbine yazmayı bilen, satır satır o kalpten silmeyi de bilir.' Tesadüflerin bir araya getirdiği, geçmez sandığım bir aşktın sen. Ve benim için yaşamak, seni sevmekti. Sevdikçe doyamamak, seni yaşadıkça hiç ölmeyeceğini sanmaktı. Böyleydim ben, sevince kör, yanımda olunca hiç gitmeyecek sanırdım. Seni unutup, silmeye çalıştıkça ne karanlıklar gördüm, çok öldüm. Avazım çıktığı kadar bağırırken çok sustum. Böyleydim ben, bir yabancıya dönüştürmeden seni, senin için ölen de bendim. Anlamayacaksın biliyorum, neleri kaybettiğini, nasıl güzel sevildiğini bilmeyeceksin. Sen benden geçerken, el sallayan kocaman bir pişmanlık olacak. Hak ettiğini bulacaksın! Hak ettiğin gibi az sevilip, öylesine önemseneceksin. Ve kaybettiklerin arasında içini en çok yakan da ben olacağım. İlk kitabı Yalnızlık Sek İçilir ile büyük bir okur kitlesine ulaşan Ahmet Demir, ikinci kitabı Yıldızlar Sönünce ile okuyucusuyla buluşuyor.

Kitabın Adı : Yıldızlar Sönünce 
Yazar Adı : Ahmet Demir
Sayfa Sayısı : 224 syf
Yayınevi : Destek Yayınları
Etiket Fiyatı :  15 tl

***
  Yıldızlar Sönünce , şiir-düz yazı karışık bir eser. Düz yazı kısımları en faz 20-25 sayfa süren , hüzünlü hikayelerden oluşuyor. Şiirler ise yazarımızın hikaye ile uyum sağlayan eserleri. Hikaye kısımları dram tarzı , şiirlerinde ise aşk ve ayrılık tema olarak belirlenmiş.
   Kitap belli karakterler üzerine değil daha çok duygular üzerine kurulmuş. Bu yönüyle yazarın yansıttığı bazı duyguları iyi anlayamadım. Bunun nedeni gerçek hayatta daha önce bu tarz duyguları yaşamamış olmam.



   Kitabı bir çırpıda okudum. Gerek şiirlerin kısa olması gerekse hikayelerin akıcı olması nedeniyle. Eğer ki Ahmet Batman ya da Ahmed Günbay Yıldız'ın hikayelerini seviyorsanız eminim Yıldızlar Sönünce'yi de beğeneceksiniz. 

Puanım : 3/5





a Rafflecopter giveaway  

MAKK 5. Blog Tur : Playlist

    Sürekli duygu gel-gitlerinin yaşandığı , hüzünlü ama suratınızda çoğu zaman minik bir tebessüm oluşturan bir kitap Çocukluğumun Mavi Düşleri ... Kitabı okurken arka planda size eşlik edebilecek , kitapla uyumlu 10 tane şarkı seçmeye çalıştım. 

Tura göz atmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. 
Buradan da çekilişe katılabilirsiniz. 


1. Kitapla en uyumlu şarkı buydu. Özellikle kitaptaki ayrılık kısımlarında dinleyebileceğiniz bir parça. 


MAKK 5. Blog Tur : Yorum + Çekiliş



"… Senin aramanı beklerken orada, amcanın yanında neler yaptığını hayal etmeye çalıştım ve bir türlü gözümün önünde canlandıramadım. Belki artık hayal gücüm olmadığındandı, belki de zaten hiç sahip olmadığımdan, sadece olmasını istediğimdendi. Hayal etmenin ne demek olduğunu anlamak için Shlomi ve Hilik'e baktım. Shlomi kendi hayal gücünü yeni yemekler keşfetmekte kullanıyordu; Hilik ise küçük bir şair gibi sözcükleri pişiriyordu."İsrail'in Tiberya kasabasında yaşayan iki ailenin birbirine geçen kaderlerinin öyküsü… Yemekle tutkunun, özlemle ayrılığın, gerçekle düşün masal tadında anlatıldığı sarsıcı bir roman…

Orjinal Adı : Some Day
Sayfa Sayısı : 608 syf
Goodreads Puanı : 3.92
Yayınevi : Martı Yayınları
Etiket Fiyatı : 25 tl

***
   Kitap , tek kelimeyle harikaydı! Tam benim okuyacağım tarzdaydı belki de bu yüzden bu kadar beğenmiş olabilirim. Aslında ilk başta hikayemizin İsrail'de geçmesinden dolayı ön yargılı yaklaşmıştım. Daha önce İsrailli yazarlardan okuduğum kitaplarda sürekli ülkemizle ve diğer ülkelerle dalga geçiliyordu. Çocukluğumun Mavi Düşleri'nde bu durum söz konusu değildi. Bu konuda yazarın tarafsız davrandığını söyleyebilirim. Kitap hakkında beğendiğim bir diğer özellik ise yazarın bize kendi ülkesinin yemeklerinden bol bol bahsetmesi. Okurken acıkıyor insan :D

MAKK 4. Blog Tur : Yurtdışı Kapakları

  Silvia Avallone , 11 Nisan 1984 yılında Biella'da doğan İtalyan yazar ve şairdir. 
  Kitapları Almanca , Fransızca , İngilizce gibi dillere tercüme edilmiştir.
   Bakarsın Bulutlar Gider kitabı yazarın ilk eseridir. Filme uyarlanmış ve 6 ödül kazanmıştır. 
   Aynı zamanda kitap , Naomi'ye Made in London albümü için ilham kaynağı olmuştur.
   Bakarsın Bulutlar Gider , 23 dile çevrilmiştir. 
   Yazarın facebook sayfası için buraya tıklayabilirsiniz. 



Ya Öyle Olsaydı Mimi



    Zor mu zor sorularla dolu bir mim daha! Kristal Kitap beni bu mime etiketleyen ve haberdar eden kişi. Daha öncesinde hiçbir bloggerda görmemiştim :) 

1) Ömrünüzün sonuna dek tek bir yazar okuyabilecek olsaydınız, bu kim olurdu? 

   Bu soru beni yıktı -_- Hangi kitapsever böyle bir soruya yanıt verebilir? Ben buraya kocaman bir liste yazmak isterdim ne yazık ki sadece birini seçmek gerekiyor. Şimdi Tess Gerritsen desem hep suç , kan , polisiye okuyamam. Linda Howard ya da Sandra Brown'da diyebilirdim ne yazık ki Becca Fitzpatrick diyeceğim. Patch gibi ikinci bir karakter daha oluştursa sonsuza kadar favori yazarım olabilir :D 

YORUM : Yol Filmi - Baffert, Roumiguiere, Payet , Rippert

"Coşkum hızla uçup gitti. Pandora, çevresindeki şeytanları kovalamaya kararlıydı ve ben, korku içinde, ormanın yanımdan akıp gittiğini görüyordum... Sarp kayalığa çarpan bir uçurtma gibi ben de bir ağaca toslayacaktım. Gözlerimi kapadım. Kulakzarlarımda şiddetli rüzgâr, panikle eğdiğim sırtımda kırılan dallar, çekişme halindeki bedenlerimiz..."






Sayfa Sayısı :  204 syf
Seri Sıralaması : Mavi Kirazlar Serisi #2
Goodreads Puanı : 4.25
Etiket Fiyatı : 15 tl
Serinin ilk kitabının yorumu için buraya tıklayın.

***
   Serinin ikinci kitabında yine 4 arkadaşın hikayeleri anlatılıyor. Amos , Zik , Satya ve Violetta. Ancak ilk kitapta hissettiğim sevgi , arkadaşlık bu kitapta yok. Karakterler arasında saklanan sırlar her birinin birbirinden uzaklaşmasına neden oldu. Birbirlerine önem vermeden verdikleri kararlar da beni kitaptan soğuttu. 
   Arkadaşlığı yeterince göremesem de seri , ilk kitapla paralel gidiyor. Yazarlarımız yine akıcı yazmış , hemen bitti :)


  Serinin sonraki kitaplarını okur muyum bilemiyorum. Eğer aynı çizgide ilerliyorsa okumam büyük ihtimalle. Ancak ilk kitap kesinlikle okunmaya değer :)

Puanım : 3/5


MAKK 4. Blog Tur : Bakarsın Bulutlar Gider | Yorum + Çekiliş

'Sonra dönüp dedim ki kendime: Üzülme. Unutacaksın her şeyi...' Kartpostallardaki görüntü aldatıcıdır. Acımasız tarafıysa aldandığımız şeylerin hep daha güzel olmasıdır. Anna ve Francesca... Güzellikleriyle akılları baştan alan iki genç kız. Bir yanda tüm hırçınlığıyla sürüp giden yaşam, diğer yanda umutlar... Bakarsın Bulutlar Gider, pusulası şaşmış bir toplumda büyümeye çalışan iki genç kızın hayallerini, tutkularını, aşklarını ve sonsuza dek sürecek dostluklarını anlatan muhteşem bir hikâye. 'Elinizde tuttuğunuz ya da inceliyor olduğunuz bu kitap; tüm özgür ruhlar için yazılmıştır!' -Kirkus 'Bir edebî başyapıt. Hikâye, sesi huzur veren bir nehir gibi çağlıyor.' -Caterina Soffici

Orjinal Adı : Acciaio
Sayfa Sayısı : 400 syf.
Goodreads Puanı : 3.36
Yayınevi : Parodi Yayınları
Etiket Fiyatı : 18 tl

***
  Bakarsın Bulutlar Gider , birbirinden güzel iki kızın hikayesi : Anna ve Francesca. Anna , dikkat çekmeyi seven , akıllı ve iyi bir ailede yetişmiş bir kızdır. Francesca ise babası tarafından şiddet gören , sessiz biridir. İkisinin de babası Lucchini'de çalışmaktadır ve çocukluktan beri arkadaşlardır. 

MAKK 3. Blog Tur : Kitabı Sevmeniz için 5 Neden



   Turun sonuna yaklaşırken harika bir yayınla karşınızdayım! On Küçük Nefes kitabını sevmek için 5'ten fazla neden bulabilirim aslında. Çünkü kitap hem benim okuduğum tarza hitap ediyor hemde yazarın akıcı bir anlatımı vardı. 


1- Olayların oluş süresi : Diğer kitaplarda sıklıkla rastladığım bir sorun bu. Kitabın yarısına bile gelmeden aşık olan , evlenen karakterlerden nefret ediyorum! Ne ara sevdiniz birbirinizi ne ara karar verdiniz aşık olduğunuza ? 
   On Küçük Nefes'te erkek karakterimiz neredeyse kitabın çeyreğine kadar yoktu ve yazar Kacey-Trent ilişkisine odaklanmadan da gayet akıcı yazmış. Kitabın başı okuyucu için açıklama gibi oluyor yani. 

MAKK 3. Blog Tur : Kitap Yorumu + Çekiliş



    Dört sene önce sarhoş bir sürücünün neden olduğu trafik kazasında annesiyle babasını,erkek arkadaşını ve en yakın kız arkadaşını kaybeden Kacey Cleary'nin hayatı yerle bir olmuştu. Hâlâ kazadan sonra arabanın içinde sıkıştığını anı ve annesinin son kez aldığı nefesi hatırlayan Kacey,geçmişini geride bırakmak istiyordu. İki otobüs bileti alan Kacey ve on beş yaşındaki kız kardeşi Livie,hayatlarına yeniden başlamak üzere Michigan'dan kaçıp, Miami'ye gelmişlerdi.İlk başlarda,geçim sıkıntısı çektikleri hâlde,Kacey endişeli değildi. Her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünüyordu.Tek istisna, 1Ddairesindeki gizemli komşularıydı. Alev alev yanan mavi gözleri, derin gamzelerivle kusursuz bedeniyle Trent Emerson, iyi çocuk ve kötü adam arasındaki karşı koyulmaz çizgiyi temsil ediyordu. Trajik geçmişinden sonra katı bir mizaç geliştiren Kacey, herkesi kendinden uzak tutmaya kararlı olsada ikisi arasındaki karşılıklı çekime dayanmak çok güçtü. Trent ise Kacey'nin herkese kapattığı kalbine girmek için her şeyi yapabilirdi… Her ikisinin dünyasını paramparça edecek müthiş bir sırrı açıklaması gerekse bile.

Kargo Ne Getirmiş ? #2


   O kadar uzun zamandır internetten kitap almıyordum ki neredeyse nasıl alınacağını unutmuşum :) 
   Yine kitapyurdu.com 'dan yaptım alışverişimi. Sinir olduğum ufak tefek durum olsa da sanırım bir sonraki siparişlerimi de oradan veririm. 





   Kurtlara Söyle Eve Döndüm'ü 1 ay önce kiler indiriminden almıştım 5 tl gibi muhteşem bir fiyata. Onun dışındaki tüm kitaplar ise kitapyurdundan. Keşke Senden Nefret Edebilseydim , yabancı blogglerda sıklıkla gördüğüm bir kitaptı. Almadan edemedim.

YORUM : Damdaki Melek - Roumiguière , Rippert , Payet , Baffert

"Önümde yürüyordu, bazen onu izlemekte zorlanıyordum. Çinko plakalar üstünde adımlarından hiç ses çıkmıyordu. Baştan aşağı siyah giyinmiş, omuzuna küçük bir sırt çantası takmıştı. Uzun ve zayıftı. Solgun elleri ince ve uzundu. Bir meleği çağrıştırıyordu. Hayır, hep resimlerde gördüğümüz türden, o bön bön sırıtan soluk tenli varlıkları değil. Daha çok, geceden fırlamış bir yaratığı, damlarda gezen bir meleği."





Sayfa Sayısı : 200 syf
Seri Sıralaması : Mavi Kirazlar Serisi #1 / L'ange des toits (Blue cerises, #1)
Etiket Fiyatı : 15,00 tl
Yayınevi : On8 Kitap
Goodreads Puanı :  4.25

***
   Kitabı okuyunca fark ettim ki uzun zamandır arkadaşlığın ön plana çıktığı bir kitap okumuyormuşum. Damdaki Melek, 4 yazarın birden kaleme aldığı harika bir kitap! Serinin ilk kitabında Zik ön planda olmak üzere 4 farklı arkadaşın hikayelerini okuyoruz. Hikayeler aynı zaman diliminde geçiyor ancak farklı karakterlerin yaşadıkları anlatılıyor. 
   Karakterlerimiz 14 yaşındayken bir anlaşma imzalıyorlar. Arkadaşlıklarını konu alan bir anlaşma bu ve o zamandan beri de birbirleriyle gayet sıkı fıkılar. 

Anlaşma metni. 

   İlk kitabın ana karakteri olan Zik , yarı melez bir Fransız. Siyahi tenine rağmen rastalı sarı saçları var. Geceleri binaların tepelerinde gezinmeyi seviyor. Ki benim en sevdiğim karakter kendisi :) 
   Satya , iki kadın tarafından evlat edinilmiş bir oğlan. Amos , ikiz kardeşi Chain ve babası ile birlikte yaşayan bir eşcinsel. Anneleri uzun zaman önce çekip gitmiş ve bunun acısını hala duyuyor. Violetta ise ailesi uzun yıllar önce İspanya'dan göçmüş bir Cumhuriyetçi. 
  Bu dört arkadaşın dostlukları , yaşadıkları , sırları kitapta çok güzel anlatılmış. 200 sayfa hemen okundu zaten. Üstelik sonu , ikinci kitabı merak ettirecek bir yerde bitiyor. Her kitapta olduğu gibi -_-


Puanım : 4/5

Kitap/Yazar İsimlerinin Baş Harfleriyle Blog/Blogger İsmi



   Yeni bir mimle daha karşınızdayım! Kristal Kitap beni etiketlemiş , mim resmi ise Athena'nın Güncesi'ne ait! Resme bayıldım resmen :) 
   
   Bu mimde blog adınızı ya da kendi adınızı kitap adlarının ilk harfleri ile yazıyorsunuz. Bende TİRYAKİSİ yazmaya karar verdim. "İ" harfi ile başlayan kitabım neredeyse yoktu o yüzden KİTAP yazamadım. Son harfte "I" kullanmak zorunda kalmamdan anlarsınız zaten   :( İkinci "i" harfinde ise kitap adını değil yazar adını kullandım. 




    Normalde kimseyi etiketlemeyi düşünmüyordum ancak mim/tag yapmayı sevdiğimi fark ettim. Umarım etiketlediklerim de severek yapar :) 

* Obur Kitaplık 
* Mavi Kalem 
* İkinci Harfi İ 

YORUM : Sessizliğin Gürültüsü - Juli Zeh



    Juli Zeh'in 2001 yazında çıktığı Bosna yolculuğunun izlenimlerinden oluşan Sessizliğin Gürültüsü, doğanın büyüleyici güzelliğiyle yıkımın iç burkan izlerinin iç içe girdiği, savaşın hayaletinin hâlâ her yerde kol gezdiği bir ülkeyi yalın bir şiirsellikle anlatan etkileyici bir kitap. Gezi boyunca yaşadıklarını derin bir duyarlılık ve ince bir mizah anlayışıyla aktarırken bir yandan da savaşın doğasını, sebep ve sonuçlarını sorgulayan Zeh'in akıcı anlatısı, küçük öykülerden örülü bir roman tadında.


Sayfa Sayısı : 224
Orjinal Adı :  Die Stille ist ein Gerausch 
Yayınevi : Metis Yayıncılık
Etiket Fiyatı : 18.50

***
   Kitap , yazar Juli Zeh'in karışıklık içinde olan Bosna'ya yolculuğunu anlatıyor. Almanya'nın düzenli , mantıklı hayatından sıkılmış olan yazarımız kendisinin de anlayamadığı bir nedenden ötürü Bosna'yı , Hırvatistan'ı , Zagreb'i , Sırbistan'ı geziyor. Kitapta da yol boyunca tanıştığı insanları , gezdiği yerleri anlatıyor. 
  
Juli Zeh


   Kitabı beğenmedim çünkü çok daha acıklı , gerçeği yansıtan bir anlatım bekliyordum sanırım. Ancak yazar sürekli kendi serüvenini anlatıyor. Bu yüzden sıkılarak okudum. Konu hakkında bilgim yoktu zaten ve Juli Zeh'te bu kargaşanın nasıl başladığını ya da yeni yönetim hakkında kendi düşüncelerini anlatmıyor kitapta. Sürekli yol boyunca yaşadıkları , duyguları , iç dünyasını okudum. Çevre tasvirleri bana göre azdı. Zaten kadın her şey olup bittikten sonra gitmiş Bosna'ya. 
   Konu ilginizi çektiyse alıp okuyabilirsiniz ancak kesinlikle bu konu hakkında daha iyi kitaplar vardır.



Puanım : 3/5

YORUM : Kusursuz Oyun - Jaci Burton



      Mick Riley, yıllardır profesyonel bir sporcu olmanın tüm avantajlarından yararlanmıştır: ün, servet ve her şehirde başka bir kadın...Tara Lincoln'le tanıştıktan sonra, tek gecelik ilişkilerden daha fazlasını istediğini fark eder. Tara ise futbolun, bu adı çıkmış çapkınını yakından tanımakla pek de ilgilenmemektedir. Mick Riley'nin son gözdesi olarak medyanın ilgisini çekmeden önce bile hayatı yeterince karışık olan Tara, aşk oyununu bir kere oynamış ve kaybetmiştir. Bu riski bir kere daha göze almaya hiç niyeti yoktur; hele ki söz konusu Mick gibi bir kadın avcısıysa...Ancak Mick kazanmaya kararlıdır; aklında da mükemmel bir strateji vardır.


Sayfa Sayısı : 376 sayfa
Orjinal Adı : The Perfect Play
Seri Sıralaması : Play Serisi #1
Yayınevi : Nemesis Kitap
Etiket Fiyatı : 20 tl
Goodreads Puanı : 3.97

****
     Her 20 sayfada bir erotik sahne bulanan , konu ve karakter açısından sıradan bir kitap Kusursuz Oyun. Zengin , yakışıklı bir adamın kötü geçmişi olan, orta halli bir kadına aşık olması ve onu elde etmek için çabalamasını okuyoruz tüm kitap boyunca. Kötü bir kitap mıydı ? Değildi. Fakat okunsa da okunmasa da olurdu benim için. Birkaç hafta sonra konusu tamamen aklımdan çıkacak türden bir kitaptı. 

   Konusuna kısaca değinecek olursak , Tara kötü geçmişi olan buna rağmen dimdik ayakta duran 30 yaşında bir kadındır. Mick ise hayatını futbola adamış bir sporcudur. İkilimiz karşılaşır ve ilk andan itibaren aralarındaki çekime karşı koyamazlar. 

   Kitabın başlarında Mick ve Tara arasında zeki-komik diyaloglar olsa da sonlara doğru yazar artık iyice gel-git yaptı karakterler arasında. Acaba birlikte olsak mı ? Ama bir sürü engel var aramızda. Ama ona karşı koyamıyorum. Tara sürekli bu mantıktaydı. Tara'nın kararsızlığı beni çileden çıkardı! 



  İkilinin sürekli birbirini yanlış anlamaları , tamamen konuşmadan ayrılma eşiğine gelmeleri sonra da hemen birbirlerini affetmeleri karakterlerin çok sığ oluşturulduğunu düşündürdü bana. Yazar , daha olgun karakterler yaratsaydı daha okunası bir kitap olabilirdi diye düşünüyorum. 

   Serinin ikinci kitabı Oyunbozan'ı okumayı düşünmüyorum. Serileri yarım bırakmaktan nefret ederim ancak Oyunbozan'ı okuyanlar ilk kitaptan daha kötü olduğunu söylediler. 



Puanım : 3/5


Mim : Biraz Müzik Biraz Ben


  Uzun zamandır ilgili yayın yazamıyordum. Beni bu güzel mime etiketlediği için Bin Tatlı Yıl blogunun sahibine teşekkür ederim! Hemen sorulara geçiyorum...


1) Müzik denildiğinde akla gelen ilk kelime?
  Aklıma gelen ilk kelime 'duygu'. Neden ilk olarak duygu kelimesi geldi bilmiyorum :)

2) Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Veya dinlemeye ara verdiğiniz?
  Dinlemeye ara vermek zorunda olduğum zamanlar oldu. Ancak hiç isteyerek ara vermedim. İleride bıkar mıyım bilemem ama şu zamana kadar hiç bıkmadım.

3)Hayatınız boyunca hayran olduğunuz bir ses sanatçısı oldu mu? Posterlerini odanız astığınız fan dediğimiz türden yani?
   Sanatçılara değil ama birçok kez şarkılara hayran oldum. En son 2 yıl önce poster asıyordum sanırım. Genelde HIM posterim vardı şimdi olsa asmam.

4) Kitap okurken müzik dinler misiniz?
  Dinlemeye çalıştığım zaman sözler kafamda yankılanıyor ve okuduğumu anlayamıyorum. Enstrümantal dinlediğimde başım ağrıyor o yüzden dinlememeyi tercih ediyorum.

5) Çok klasik ama sormak istiyorum. Sizin türünüz hangisi?
   Genelde yabancı dilde rap ve rock dinliyorum. 

6) Asla dinlemem dediğiniz bir tarz var mı?
   Türkçe pop , rap. Arabesk rap. Minimal. Country. 
   Dinlememeyi tercih ediyorum. Belki ileride dinlerim o yüzden hiçbirine asla diyemem.

7) Size bir şarkıcı olmak isterseniz kim olmak istersiniz desem?
   Hiçbiri. Şarkıları yazan veya besteleyenler değil sadece söyleyen şarkıcılar hep piyasada. Böyle olunca da hiçbirinin yerinde olmak istemezdim. 

8) İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi değiştirmek isterdiniz?
   Saçma sapan sözleri olan tüm şarkıları değiştirmek isterdim. Arka planda aynı melodiyi deforme ederek tekrar tekrar kullanan ve sanatçı kelimesinin anlamını bilmeden kendine sanatçı diyen tüm o gereksiz insanları yok etmek isterdim. Ne yazık ki öyle bir gücüm yok.

9) Bu şarkı benim dediğiniz bir şarkı var mı?
   Sürekli favori şarkım değiştiği için bu benim şarkım dediğim bir parça yok. 

10) TV'lerde yayınlanan Talk Show'lar hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle sunucusunun ses sanatçısı olduğu programalardan bahsediyorum.
    İzlemiyorum o yüzden bir şey söyleyemem. 

11) Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kim olur?
    Herkes söylesin ya. Kimseye söylemesin diyemem. Dinleyip dinlememek benim elimde sonuçta.


   Kimseyi etiketlemiyorum çünkü üşengecim :D O yüzden isteyen herkes yapabilir :D 

YORUM : Yokuş Aşağı - Wolfgang Herrndorf

"İnsanın, otoban polisi karakolunda sidikli ve kanlı bir halde oturmuş, ebeveynine dair sorular yanıtlaması da büyük ikramiye sayılmaz. Hatta işkence görmek işime bile gelirdi, o zaman heyecanım için bir gerekçem olurdu hiç değilse. En iyisi çeneyi tutmak, demişti Çik. Ben de onunla aynı görüşteyim. Şimdi, yani artık zaten hiçbir şey fark etmedikten sonra."                                            Harita yok, pusula yok, yön tabelalarının hiçbir anlamı yok. Sadece önlerindeki yol var; nereye ulaştığını yalnızca onların bildiği. "Rus süprüntüsü" lakaplı Çik ve lakap bile takılmayacak kadar sıkıcı Maik, Berlin'den çalıntı bir Lada'yla yola çıkıyor. Aniden mi? Evet, aniden. Kaçacak bir şeyleri mi var? Belki de. Buğday tarlalarında, çöp dağlarının arasında, otobanda yol aldıkça dostluğun ne demek olduğunu da keşfetmeye başlayan Maik ile Çik'i, saflıkla arsızlığın iç içe geçtiği yolculuklarının sonunda, akıllarının ucundan bile geçmeyecek bir sahne bekliyor.

Sayfa Sayısı : 288 syf
Goodreads Puanı : 3.98
Etiket Fiyatı : 18 tl
Seri Sıralaması : Herhangi bir seriye ait değil.
Yayınevi : On8 Yayınları 


***
  Bu aralar karşıma sürekli iyi kitaplar çıkıyor. Bu durumdan gayet memnunum tabi ki! Umarım bu şekilde devam eder :)

  Yokuş Aşağı ; kendisini sıkıcı , korkak bulan 14 yaşındaki Maik hakkında. Maik , karakterini dışa yansıtmayı sevmiyor bu yüzden toplumda kendini belli etmeden yaşayıp gidiyor. Alkolik bir anne ve aldatan bir baba da ona pek yardımcı olmuyor. 

Kitabın tiyatro uyarlamasından bir görüntü.
  Sınıflarına yeni gelen Çik , daha ilk günden Maik'in ilgisini çekiyor. Ve bir gün Çik ona hayatının tüm sıkıcılığını alıp götürecek bir teklifte bulunuyor. Böylece ikilinin heyecanlı yolculuğu başlıyor. 

   Kitabın kurgusu her yazarın aklına gelebilecek olmasına rağmen Wolfgang Herrndorf'u çok yetenekli buldum. Çünkü sıradan bir kurguyu sayfalara öyle güzel aktarmış ki! Kitabın akıcılığını , basit kurguyu unutturdu diyebilirim. 
   Kitabın sonunun ilk sayfalarda anlatılması da çok güzeldi. Sonunu bildiğiniz bir olayın nasıl o hale geldiğini okuyorsunuz. 
   Kitabın herkese hitap ettiğini düşünmüyorum ancak ben çok beğendim. 288 sayfacık zaten hemen bitiverdi. Seri olsaydı olabilirdi sanırım. Kitabın sonu biraz muallakta kaldı diyebilirim. 


Puanım : 5/5



YORUM : İhanet Altını - Philip Reeve


 
      Dev kent Anchorage, devasa demir paletleri üstünde Buz Diyarı boyunca Ölü Kıta’ya doğru sessizce ilerliyordu. Kurşunlarla delik deşik bir halde, başıboş sürüklenen bir havagemisinin umutsuz iki pilotu Tom ve Hester için bir sığınak olabilir miydi? Sokaklarında hayaletlerin ve deliliğin kol gezdiği bu tuhaf kent, tehlike ve karışıklıklarla dolu bir ateş fırtınasına doğru sürüklenmekteydi…


Sayfa Sayısı : 366
Seri Sıralaması : Yürüyen Kentler #2
Goodreads Puanı : 4.07
Etiket Fiyatı : 18 tl
Yayınevi : On8 Kitap

***
Serinin ilk kitabının yorumu için buraya tıklayın.

    Şunu belirtmeliyim ki serinin ilk kitabı güzeldi  , İhanet Altını ise muhteşem. İlk kitapla kıyaslayacak olursak çok daha fazla olay oluyor ve ilk kitaptaki karakterlere göre daha fazla kişi yer alıyor. İlk kitap -Yürüyen Kentler- daha karamsar bir ortamda geçiyor ve okuyucu Mobillik hakkında fazla bilgi sahibi değil. İhanet Altın'ın da yazar , çok daha fazla bilgi paylaşıyor bizimle. Sonu bile harikaydı! 
    
Hester

 Sevmediğim tek bir yanı vardı sanırım. Ana karakterlerimizin davranışlarındaki değişiklikler. Yani bunu yapmaz dediğim Hester bile öyle bir şey yaptı ki şaşıp kaldım. Belki de bu yüzden daha çok sevdim ikinci kitabı..İlk kitapta çocuk okuyuculara yönelik atmosfer değişiyor. Yazar , yetişkinlere göre yazmaya karar vermiş ikinci kitapta sanırım. Böylesi daha iyi olmuş. 

not : On8'in sitesinde kitabın kurgusu hakkında bilgiler bulabileceğiniz için olaylara değinmedim. Ancak baştan belirtmeliyim ki ilk kitabı okumayanlar için kitabın arka kapağında yazanlar spoiler içerebilir! 


Puanım : 5/5


Yorum : Yürüyen Kentler - Philip Reeve

Dünya düzeninin tamamen değiştiği, kentlerin makineler üstünde yer değiştirmek zorunda kaldığı bir zamanda, küçük yerleşmeleri kovalayıp avlayan Londra, onları parçalayıp kendine enerji sağlamaktadır. Genç tarihçi Tom, Doğa Tarihi Müzesi'nde, alt sınıftan biri olarak çalışmaktadır. Kentin ünlü arkeoloğu, baştarihçi Valentine'a hayran, kızı Katherine'e de âşıktır. Ancak, baştarihçinin ansızın uğradığı saldırıyı engellemeye çalışırken, kendini gizemli saldırgan Hester Shaw'la birlikte, "yürüyüp giden" Londra'nın dışına atılmış bulur...





Sayfa Sayısı : 320
Yayınevi : On8 Kitap 
Serisi Sıralaması : Yürüyen Kentler 1 (Mortal Engines , #1)
Goodreads Puanı : 3.98
Etiket Fiyatı : 18,00 tl
Daha ayrıntılı incelemek için buraya tıklayın.




YORUM : Gelecekte şehirler ; buzullar , depremler ve savaşlar yüzünden üst üste bindi ve en alt kata tekerlek takıldı! Artık kentler yürüyor! İnsanlar Mühendisler , Tarihçiler , Seyrüseferler gibi loncalara ayrıldı ve savaş olmadan yaşıyorlar. Tabi ki avlar tükenene kadar..




   Kitap , ilk sayfadan beni kendine çekti. Olaylar hemen başlıyor ve devamında da heyecan artarak devam ediyor. Distopya türünün en iddialı örneklerinden biri. Zaten yazar Guardian Prize , Carnegie Medal gibi pek çok ödülün sahibi. Serinin uzatılmaması da hoşuma gitti. 4 kitapta yazarın her şeyi açıklayacağına inanıyorum.


                Hiçbir mühendis , tepesi atan bir tarihçi ile boy ölçüşemez.

       Kitap , 'Şimdi ne olacak ki?' dediğimiz bir yerde bitiyor. 
    Olayların akışını tahmin etmek imkansız çünkü hiç beklemediğiniz karakterler kentleri yönetenlerin baskısı altında değişiyorlar ve tamamen başka bir kimliğe bürünüyorlar. 
    Diğer distopyalara benzer yönleri ; halkın üst tabakadaki kimseler tarafından kandırılması ve resmen köle gibi kullanılmasıydı. Ana karakterimiz Tom'da bunlardan biriydi. Umarım ikinci kitapta halkı yöneten yöneticileri haklayabilirler :)

not : Serinin ikinci kitabı İhanet Altını ve On8 Kitap'tan Yokuş Aşağı kitaplarını da aldım. En kısa zamanda bu iki kitabın yorumunu da okuduktan yayınlayacağım.


Puanım :  4/5


Mim : Book Challenge Tag



  Merhaba! Uzun zamandır etkinlik yapma fırsatı bulamıyordum. Naz'lı Kitaplık'a beni bu güzel etkinlikte yer verdiği için teşekkür ederim! Lafı uzatmadan mim/tag e geçiş yapıyorum.



1) İlk Hayranlığım: Efsaneler Ülkesi Çin'e Yolculuk - Gülten Dayıoğlu


Okuduğum ilk kitap buydu sanırım. O zamanlar Çin diye bir ülke olduğunu bile bilmiyordum. İlkokul 2. sınıfta okumuşumdur. Üzerinden 11-12 yıl geçmiş sanırım..Sonrasında yazarın diğer kitaplarını da okudum ama hiçbirini Çin'e Yolculuk kitabı kadar sevemedim sanırım :)








2) Favori Serim: Hush Hush Serisi 


   Becca Fitzpatrick tarafından yazılan bu muhteşem seri yaklaşık 3 yıldır favori serimdir. Üzerine ne kadar 5 puanlık kitaplar okusam da Fısıltı kadar sevemedim hiçbirini. 






3) Favori Kitabım: Akilah - Fi


Favori serim hiç değişmedi ama favori kitabım her ay değişiyor nedense. Bu sıralar favori kitabım Akilah 'tan Fi. Yazarın üslubu çok farklı olduğu için sevdim sanırım :)









4) Favori Erkek Karakterim:  Patch Cipriano - Hush Hush Serisi 


Tabi ki Patch! *bloggerburadahaykırır* Zaten Hush Hush serisini sevmemin nedenlerinin başında Patch gelir. Bana göre karakteri en muhteşem erkek kitap karakteri :D 






5) Favori Bayan Karakterim: Tate Beamont - Uğursuz Kolye 


Uzun uzuuun yıllar önce okuduğum bir kitap. Tate'i kendimle eşleştirdiğim için olsa gerek favori bayan karakterimdir kendisi. İnatçı , utangaç ve hırslı biriydi. Sevdiği adamı görür görmez kendini kollarına atan kadınlardan biri değildi üstelik :) 







6) Favori Okuma Saatim: Gece Yarısı 

  Son soruya da geldik! Okumayı en sevdiğim zamanlar gece vakitleridir. Hava karardıktan sonra her saatte okuyabilirim aslında ama gece yarısı , ev sessizken okumak en güzeli. Hele o vakitlerde korku/gerilim kitapları okumak ayrı bir heyecanlı :D 


  Şimdi burada 20 kişiyi etiketlemem gerekiyor ancak ne yazık ki bu etkinliği yapmayan 20 blogger bulmak zor. Üstelik 20 kişiyi etiketlemeye üşenirim birde ben :D O yüzden etiketleyebildiğim kadar blogger ekleyeceğim aşağıya. Umarım yaparsınız! 

Agnes Wood 
Aynı Kitabın Altında
Ayşe Gül'ün Kitaplığı
Fighting!!!
Kitap Dedikodusu
Optik'in Kitap Blogu


Bir sonraki yazıda görüşmek üzere..

YORUM : Mezarlık Kitabı - Neil Gaiman



Arkadaşlarının Bod diye hitap ettiği Nobody Owens normal bir çocuktur.Eğer bir mezarlıkta yaşamasaydı, hayaletler tarafından büyütülüp yetiştirilmeseydi ve yanında ne canlıların ne de ölülerin dünyasına ait olan sadık bir koruyucusu olmasaydı, Bod tamamıyla normal olurdu.Bir çocuk için mezarlıkta tehlikeler ve maceralar vardır -tepenin altındaki çok yaşlı Çivit Renkli Adam, gulyabanilerin terk edilmiş şehrinin bulunduğu çöle açılan bir geçit, korkunç bir tehdit saçan tuhaf Bekçi...Ama Bod mezarlıktan ayrılırsa, ailesini de öldürmüş olan Jack denen adamın saldırısına uğrayacaktır...

Sayfa Sayısı: 320
Yayınevi : İthaki Yayınları 
Goodreads Puanı : 4.09
Etiket Fiyatı : 18,00 tl

***

   Kitap , daha bebek iken ailesi katledilen ve katilden kaçmayı başaran Nobody Owens ile ilgili. Nobody ya da arkadaşlarının deyimiyle Bod , evlerinin yanındaki mezarlığa sığınır. Bebeği mezarlığa kadar takip eden katil amacına ulaşamaz çünkü Bod mezarlığa girer girmez kaderi belirlenmiştir. Küçük Bod , hayalet bir aileye ve insan mı hayalet mi olduğu bilinmeyen bir koruyucuya sahiptir artık. 

    Bundan sonrası ise Bod'un başından geçen maceraları anlatıyor. Ailesi kim , neden öldürdü ? Koruyucu Silas ne tür bir yaratık ? Neden mezarlık sakinleri - ruhlar,cadılar vs- onu korumak için bu kadar zahmete giriyor ? Tüm bu soruların cevapları kitapta anlatılıyor. 

    Büyük punto ile basılmış ve resimli olmasına rağmen sadece çocuk okuyuculara hitap ettiğini  düşünmüyorum. İçerisinde çocuk okuyucuların etkilenebileceği gayet korkutucu sahneler vardı.


     Yazarın kalemi tek kelimeyle harika! Akıcı , gereksiz kısımlara yer verilmemiş , sade bir kitaptı. Mezarlıklı , hayaletli , hafif gothic hikayelerden hoşlanıyorsanız kitap size hitap edebilir. 



Puanım : 4/5



MAKK 2. Blog Tur : Kitap Yorumu + Playlist + Çekiliş

Blog turumuzun üçüncü gününden herkese merhaba! 

    Daha önce Onlardan Biri kitabı hakkında tanıtım içerikli kısa bir yazı yazmıştım. (Buradan ulaşabilirsiniz. ) Şimdi de kitap hakkında görüşlerimi sizlerle paylaşacağım. 

   Kitap , Berlin'in kalabalık , cıvıl cıvıl sokaklarının öteki yüzünü anlatıyor bize. Ailesi tarafından sevilmemiş , gençlik problemleri yaşayan , ırkı yüzünden ikinci plana atılan gençlerin kendilerini bulma maceraları da diyebiliriz. 

MAKK 2. Blog Tur : Kitap + Yazar Tanıtımı + Çekiliş



      5 yaşam 5 günde ne kadar değişebilir?              "Derken, babanın neye baktığını çakıyorsun. Eline. Tuttuğun silaha. Bakışı tekrar sana odaklanıyor. Cengiz'e. Orada dikilene. Cengiz'e. Şimdi ne yapacağını merak eden kişiye. Baban ayaklarının dibine tükürüyor ve seni daha fazla dikkate almadan yanından geçip gidiyor. Peşinden bakıyorsun. Hayatın biraz önce yanından geçip gitti. Sen geride kaldın ve ölmüş olmayı diliyorsun, hiçbir şeyi dilemediğin kadar."                                                    Önce çaresizlik mi vardı, şiddet mi? Yoksa bu, iç içe geçmiş bir sarmal mı? Her şey bir silah tarama sesiyle başlıyor. Sevgisiz büyümenin ve sürekli kendini ispatlama çabasının içinde ayrıştırılması mümkün olmayan, çıkışı da kolay kolay bulunmayan karanlık yollar, Drvenkar'ın romanında hayat buluyor. Almanya'da yaşanan göçmenlik sorununa sokak cephesinden yaklaşan roman, dağılan Yugoslavya'nın yarattığı yeni göçmen gruplarını, sorunlu dil ve entegrasyon süreçlerini, bağımlılık ve şiddetin hem kurbanı hem yaratıcısı olmak ikilemini, birbirleriyle ilişkilerini ve aile sorunlarını, "çekip gitmek" ve mekânını sahiplenmek çıkmazını, büyük kent kıskacında "genç olmayı" çok katmanlı ve ustaca işliyor. Çete savaşlarının, ihanetin öldüremediği bir şey varsa, o da dostluk.                                                                   Avrupa edebiyatının genç ve özgün sesi Zoran Drvenkar, metropolün yuttuğu Cengiz, Bukle, Krca, Marco, Jasmin ve diğerlerinin iç dünyasına ayna tutuyor: Bizden misin, onlardan mısın?


Sayfa Sayısı: 364
Baskı Yılı : 2012
Yayınevi : On8 Kitap 
Goodreads Puanı : 3.91
Etiket Fiyatı : 18,00 tl

#YarımBıraktım



   Böyle bir post ilk defa yazıyorum. Benim için üzücü bir olay olsa da bırakmak zorunda kaldım. Araya başka kitaplar girdi , geometri hocamız bayağı bir soru verdi çözelim diye.Okumaya çalıştıkça sıkılmaya başladım ve bıraktım. Yarım bırakmamın nedeni kesinlikle kötü bir kitap olması değil ancak şu haftalarda okuyamazdım. 

Mim : Kitap Kahramanları ve Biz



   Naz'lı Kitaplık beni mimlemiş! Kendisine çok teşekkür ediyor ve hemen mime geçiyorum :)

Yorum : Hayaletin Sırrı - Joseph Delaney

Hayaletler, cadılar, hortlaklar, şeytani yaratıklar, karanlık ve dehşet. 'Hayaletin Sırrı' okuyucularının tüylerini diken diken etmeye hazırlanıyor!.. Havanın gitgide soğuduğu ve karanlığın çöktüğü bir anda Hayalet istenmeyen bir ziyaretçi ile karşılaşır. Tom ise bu yabancının varlığının ustasını neden bu kadar endişelendirdiğine bir anlam verememektedir. Hayaletin geçmişi onu yakalıyor olabilir mi? Ustasının tüm dünyadan saklamaya çalıştığı sırlar sonunda ortaya çıkınca Tom'un başı ne tür bir belada olacak?       Korku dolu dakikalar... İngiliz yazar Joseph Delaney'in, yedi kitaplık Wardstone Günlükleri Serisi'nin bu üçüncü kitabında geceler uzuyor, Tom ve ustası için Anglezarke'ta bulunan 'kış evi'ne taşınma zamanı geliyor... Tom, bu evin korkutucu ve tehlikelerle dolu olduğunu duymuş olsa da hiçbir şey onun buna tam olarak hazır olmasını sağlayamayacaktı... Hem bu ev hem de genel olarak tüm Anglezarke Fundalığı, Hayalet'in gençliğine ait sırlarla doluydu. Bu sırlar gün ışığına çıkmak üzereydi. Ve tüm bölgede huzur kaçıracağa benziyordu... Türkiye'de de büyük beğeni kazanan serinin ilk kitabı 'Hayaletin Çırağı' 2011 yılında beyazperdeye de uyarlanarak geniş bir kitleyle buluşmaya hazırlanıyor!..

Sayfa Sayısı : 328
Seri Sıralaması : Wardstone Günlükleri #3
Goodreads Puanı : 4.11

*** 

  Serinin üçüncü kitabı da okundu ve bitti. İlk kitap kadar sevmesem de ikinci kitaptan daha iyi olduğu kesindi. Yazar, karakterlerin özelliklerini iyice yerine oturtmuş. İkinci kitaba göre daha fazla olay , düşman olması da bu kitabı daha çok sevmemi sağladı. Hayalet ve Tom'un başı daha fazla derde giriyor. Hepsinden de şaşırtıcı yöntemlerle kurtuluyorlar.
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI